
9.Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına yarışmacı olarak Bosna Hersek’ten katılan Amina Beşiroviç konuşma ve okuma dalında elde ettiği başarı ile ülkesine altın madalya kazandırmıştı. Amina olimpiyat mevsimindeki duygularını yazıya geçirmekte de ne kadar başarılı olduğunu bizlere gönderdiği mektubuyla gösteriyor...
Haziran ayındaydık. Günler geçtikçe telaşım artıyordu. Dualar dolusu sözlerim sık sık gözyaşlarıma eşlik ediyordu. Kafamda nasıl olacak, ne olacak gibi sorular vardı. Bu telaşımı arkadaşlarım ve öğretmenlerim de görüyordu.
Yolculuk zamanı gelmişti. Saraybosna’nın havaalanındaydık. Öğrencilerin, velilerin ve Mustafa Hoca'nın da yüzünde ayrı bir heyecan vardı. Üç yılımı verdiğim Türkçe sayesinde yeni bir dünyanın kapısı bana açılmıştı. Yeni kelimeler ve atasözleri öğrenmek için çırpınıp, öğretmenlerin ve ablaların peşinde koşan küçük Amina canlandı gözümde. Geriye baktığımda zamanımın boşa gitmediğini bir kez daha görebiliyordum.
Olimpiyatlarla ilgili bu üç yıl içerisinde dinlediklerimi, duyduklarımı, izlediklerimi bir araya toplayıp olimpiyatların ne demek olduğunu tahmin ediyordum ama nafile. Her şey beklediğimden ve aklımın hayal edebileceğinden daha güzel ve özeldi. Kızılcahamam’ın her yerinde muhabbet mürekkepli kalemle ‘GELİN TANIŞ OLALIM’ yazıları vardı. Her yere sevgi kokusu yayılıyordu. Bizi ilk defa görmelerine rağmen sıcak bir tebessümle kalplerini ve kollarını açmış Anadolu insanları bizi dört gözle bekliyordu. Sokaklarda bizi gören ve Bosna Hersek’ten geldiğimizi öğrenen teyzeler bize hemen sarılıyorlardı, arkasından da birbirinden güzel dualar okuyorlardı. Annemin kucağı kadar sıcak ve güvenli bir yerde olduğumuzu hissettim.
…
Hiçbir şey yarım yamalak değildi. Yemekler, ziyaretler, ziyafetler, gezi ve programlar özene bezene planlanmıştı. Tek endişeleri kimsenin üşümemesi, aç, susuz, kalmamalarıydı. Sayelerinde hiçbir farklılığa bakmadan dünya çocukları hayatlarının en güzel günlerini Türkiye’de geçirdi. Sevgi dili Türkçemizi Afrika, Amerika, Asya aksanıyla konuşarak birbirimizin kalbine girdik.
…
İnsan zamanın geçmesine karşı güçsüzdür. Oradayken istediğim tek şey o insanlarla o ortamda biraz daha kalmaktı. Günler geçtikte kalbim hüzünle doluyordu. Ayrılık da zaten beklediğimden çok çok zor oldu. Son gün gözyaşlarımızı tutamayıp birbirimize sarıldık, birbirimizi unutmayacağımıza dair söz verdik.
İstanbul’daki son günümüzde havaalanı yolunu tuttuk. Çantalarımızı, bavullarımızı alıp bizi uğurlayan öğretmenlerimize el salladık. Arkamızdan bize dua ettiklerini hissettim. Geldiğimiz gibi Mustafa Hoca'yla geri döndük.
…
Ben de küçük görevimi yerine getirmiş, öğretmenlerimi sevindirmiştim. Bosnam için elimden geleni yapmış olduğumu düşünerek mutlu oluyordum.
Şükranla gezen, yapan, düşünen, yeni bir dünya kuran, karanlık geceleri bir bir silenlerden olimpiyatların mimarlarından Allah bin kez razı olsun. Gitmeyenlerin gitme, gidenlerin de bir daha gitme duasıyla…
AMİNA BEŞİROVIC
SARAYBOSNA / 2011
11 : 48012